Öğretmenlik mesleği, toplumda önemli bir rol üstlenen ve eğitim alanında kritik görevler yapan bireylerden oluşur. Ancak, öğretmenlik atamalarında uygulanan mülakat sistemi, zaman zaman adaylar arasında adalet ve şeffaflık konularında tartışmalara neden olabilmektedir. Öğretmenlik mülakatı sonuçlarından memnun olmayan adaylar, “öğretmenlik mülakatı iptal davası” açarak haklarını arama yoluna başvurmaktadır. Bu makalede, öğretmenlik mülakatı iptal davası açma süreci, yasal dayanakları, dava açma şartları ve süreçte dikkat edilmesi gereken noktalar detaylı bir şekilde ele alınacaktır.
İÇİNDEKİLER
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI NEDİR VE NEDEN TARTIŞMALI?
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASI NEDİR?
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASININ YASAL DAYANAĞI
- SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK MÜLAKAT SONUCUNA İTİRAZ
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASI NASIL AÇILIR?
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASINDA DELİL TOPLAMA
- SONUÇ
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI HANGİ DURUMLARDA İPTAL EDİLEBİLİR?
- SIKÇA SORULAN SORULAR
- ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTALİ DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI NEDİR VE NEDEN TARTIŞMALI?
Öğretmenlik mülakatı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan öğretmen atamalarında, KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) puanına ek olarak sözlü bir değerlendirme süreci ile adayların değerlendirilmesidir. Bu süreçte, adaylara çeşitli sorular sorulmakta ve yanıtlarına göre puan verilerek atama sonuçları belirlenmektedir.
Ancak öğretmenlik mülakatları, subjektif değerlendirme riski taşıdığı için tartışmalara neden olmaktadır. Özellikle adaylar arasında şeffaflık eksikliği, puanlamanın adil yapılmaması veya mülakat puanının KPSS puanını geçersiz hale getirecek şekilde belirlenmesi, “öğretmenlik mülakatı iptal davası” açılmasının temel sebepleridir.
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASI NEDİR?
“Öğretmenlik mülakatı iptal davası”, öğretmen adaylarının mülakat sonuçlarına itiraz ederek, bu sonuçların hukuki açıdan iptalini talep ettikleri bir dava türüdür. Bu dava, mülakat sonuçlarının adil olmadığı, şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmediği veya yasalara aykırı şekilde uygulandığı iddiaları üzerine açılabilir.
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASININ YASAL DAYANAĞI
1. ANAYASA’YA DAYALI HAKLAR
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve hiçbir ayrımcılık yapılmaması gerektiğini belirtir. Mülakatlarda adaletsiz bir uygulama yapıldığına inanılması durumunda bu madde temel alınarak dava açılabilir.
2. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (İYUK)
İYUK, kamu kurumları tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için idari dava açılmasını mümkün kılar. Öğretmenlik mülakatı sonuçları da bir idari işlem olduğundan, bu sonuçlara itiraz idari yargı yoluyla yapılabilir.
3. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU
Devlet memurlarının atama süreçlerinde liyakat esasına uyulması gerektiği belirtilir. Mülakatların bu ilkeye aykırı şekilde yapıldığı iddiası dava gerekçesi olabilir.
SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK MÜLAKAT SONUCUNA İTİRAZ
Adaylar, sözlü sınav sonuçlarına yönelik itirazlarını dilekçe yoluyla 28 Ekim – 1 Kasım 2024 tarihleri arasında bulundukları il veya ilçe millî eğitim müdürlüklerine başvurarak yapabilecek ve sonuçlara ilişkin itirazlar, sözlü sınav komisyonlarınca değerlendirilerek 11 Kasım 2024 tarihinde sonuçlandırılacaktır. Değerlendirme sonuçları, ilgililere sözlü sınavın yapıldığı il millî eğitim müdürlüğünce yazılı olarak bildirilecektir.
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASI NASIL AÇILIR?
1. İtiraz Süreci:
Öğretmenlik mülakatı sonuçlarına itiraz, dava açmadan önce yapılması gereken ilk adımdır. Aday, mülakat sonuçlarının açıklanmasından itibaren belirli bir süre içinde Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılı olarak itiraz edebilir. İtirazın reddedilmesi veya cevap alınamaması durumunda dava yoluna gidilebilir.
2. İdari Dava Açma Süreci:
İtiraz reddedildikten sonra aday, 60 gün içinde İdare Mahkemesi’nde “öğretmenlik mülakatı iptal davası” açabilir. Bu süreçte adayın, mülakatın adil olmadığını gösteren belgeleri ve gerekçeleri sunması önemlidir.
3. Dava Dilekçesi Hazırlığı:
Dava dilekçesinde aşağıdaki unsurlar yer almalıdır:
• Mülakat sonuçlarının neden iptal edilmesi gerektiği.
• Mülakatta yapılan haksızlık veya usulsüzlüklerin somut delilleri.
• Anayasal ve yasal dayanaklar.
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASINDA DELİL TOPLAMA
1. Mülakat Kayıtları:
Mülakat sırasında alınan notlar, video veya ses kayıtları delil olarak kullanılabilir. Eğer kayıtlar yoksa, mülakat sürecinin şeffaf olmadığını göstermek için tanık beyanlarına başvurulabilir.
2. Emsal Kararlar:
Daha önce açılan ve kazanılan öğretmenlik mülakatı iptal davalarına ilişkin emsal kararlar, dava dilekçesinde kullanılabilir.
3. Puanlama Çelişkileri:
KPSS puanı yüksek olan adayların mülakat puanlarının anormal şekilde düşük verilmesi gibi durumlar delil olarak sunulabilir.
SONUÇ
Öğretmenlik mülakatı iptal davası, mülakat sürecinde adaletsizlik veya usulsüzlük olduğunu düşünen adayların haklarını arayabileceği önemli bir hukuki yoldur. Bu davalar, liyakat esasını korumayı ve şeffaflığı artırmayı hedefler. Ancak süreç karmaşık olabileceği için adayların alanında uzman bir avukatla çalışması faydalı olacaktır. “Öğretmenlik mülakatı iptal davası” açmayı düşünen adaylar, bu süreçte yasal dayanakları iyi değerlendirmeli ve gerekli delilleri sunarak haklarını savunmalıdır.
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI HANGİ DURUMLARDA İPTAL EDİLEBİLİR?
Öğretmenlik mülakatının iptali, aşağıdaki durumların varlığı halinde gündeme gelebilir:
1. PUANLAMA HATALARI: Adayın performansına göre gerçekçi bir puanlama yapılmaması.
2. OBJEKTİF DEĞERLENDİRMEYE AYKIRILIK: Komisyon üyelerinin tarafsız davranmaması.
3. İŞLEYİŞTE HUKUKA AYKIRILIK: Mülakat sürecinin yasal düzenlemelere uygun şekilde gerçekleştirilmemesi.
4. KAYIT TUTULMAMASI: Mülakat sırasında yapılan değerlendirmelerin kayıt altına alınmaması.
5. EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRILIK: Tüm adayların eşit koşullarda değerlendirilmemesi.

ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTAL DAVASI
SIKÇA SORULAN SORULAR
1. Öğretmenlik mülakatı iptal davası nasıl açılır?
Öğretmenlik mülakatı sonuçlarına itiraz edilerek sonuç alınamazsa, İdare Mahkemesi’nde dava açılabilir.
2. Mülakat sonuçlarına itiraz süresi nedir?
Mülakat sonuçlarının açıklanmasından itibaren 60 gün içinde dava açılabilir.
3. Öğretmenlik mülakatı iptal davası ne kadar sürer?
İdari davalar genellikle birkaç ay ile bir yıl arasında sonuçlanabilir.
4. Dava kazanıldığında ne olur?
Mülakat sonuçları iptal edilirse, adayın atama süreci yeniden değerlendirilebilir.
5. Mülakat kayıtları olmadan dava açılabilir mi?
Evet, tanık beyanları ve diğer somut delillerle dava açılabilir. Ancak kayıtların olması dava şansını artırır.
6. Mülakat sonuçlarının düşük verilmesi dava nedeni midir?
Evet, KPSS puanı ile mülakat puanı arasında anormal bir fark varsa bu durum dava gerekçesi olabilir.
ÖĞRETMENLİK MÜLAKATI İPTALİ DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ
öğretmenlik mülakatı iptal davası dilekçe örneği İNDİR
ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA
*Yürütmenin Durdurulması İstemlidir.*
DAVACI……………………………………… ( TCKN)
(adres)
DAVALI : Millî Eğitim Bakanlığı / ANKARA
KONU : Sözlü sınav sonucumun yeniden değerlendirilerek, yeniden değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak sözlü sınav puanına göre belirlenecek başarı puanıma göre sözleşmeli öğretmen pozisyonuna atanma ilişkin yapmış olduğum …/ /2024 tarihli başvurumun reddine dair davalı Milli Eğitim Bakanlığı’nın …/…/2024 gün ve …… sayılı işleminin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve akabinde öğretmenlik mülakatı iptaline karar verilmesi istemidir.
TEBLİĞ TARİHİ :
AÇIKLAMALAR :
- …….. yılında girmiş olduğum ÖABT/KPSS’nda ….. (yeterli atanma puanı) puan alarak, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Mayıs 2024 tarihinde yayımlanan Sözleşmeli Öğretmenliğe Başvuru Duyurusu kapsamında branşım dahilinde sözleşmeli öğretmenlik pozisyonuna atanmak üzere başvuruda bulunarak …/…/2024 tarihinde ilinde sözlü sınava katıldım.
- Ancak alan bilgisi yeterliliğimi ve yetekinliğimi ölçen objektif ve ölçülebilir ibr sınav olan yazılı sınavda ……… branşında/alanında ….. puan almış olmama ve yine sözlü sınavda tarafıma yöneltilen sorulara tam ve doğru cevaplar vermiş olmama rağmen şahsıma tam puan verilmemiş; tam puandan uzaklaşılmasını gerektirecek somut bir gerekçe, bilgi, belge ve bulgu da ortaya konulmamıştır.
- Bunun sonucunda yazılı sınav puanına göre alanım/branşım itibariyle atama kontenjanı içinde kalmak suretiyle atanma imkanım ve hakkım olmasına rağmen; hukuka aykırı sözlü sınav puıanlaması sonucunda ortaya çıkan başarı puanına göre alanım/branşım itibariyle atama kontenjanı dışında kalmak suretiyle atanma hakkım elinden alınmış bulunmaktadır.
- Bunun üzerine…/…/2024 tarihinde davalı Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurarak, sözlü sınav sonucumun yeniden değerlendirmesi; bu çerçevede yeniden değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak sözlü sınav puanına göre belirlenecek başarı puanıma göre sözleşmeli öğretmen pozisyonuna atanma talebinde Ancak söz konusu talebim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın../…/2024 gün ve …… sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine işbu davayı açmak hâsıl olmuştur.
- Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan (Anayasa Mahkemesi, K.Tarihi:25/11/2015, E:2015/50, K:2015/107)
- Aynı zamanda, hukuk devleti; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukukî güvenlik ilkesi gereğince devletin, vatandaşların mevcut kanunlara olan güvenine saygılı davranması, bu güvenlerini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması Bu durum hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu kadar, Anayasa’nın 5. maddesiyle devlete yüklenen, vatandaşların refah, huzur ve mutluluk içinde yaşamalarını sağlama, maddi ve manevi varlıklarını geliştirmek için gerekli ortamı hazırlama ödevinin de bir sonucudur. Bu yönüyle, hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukukî güvenlik ilkesi, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün devlet faaliyetlerinin, belirli oranda önceden öngörülebilir olması anlamını taşır. Hukuk devletinde idareden beklenen, açık, güvenilir ve öngörülebilir olma yükümlülüğüne uygun davranmasıdır. (Danıştay Onüçüncü Dairesi, K.Tarihi; 18/02/2020, E:2016/2646, K:2020/540)
- Sözlü sınavlarda not verme ya da başarısız sayma konusunda İdareye belli ölçüde takdir yetkisi verilmiş ise de “neden” unsurunun ve “neden-konu” unsurları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, takdir yetkisinin denetimi kapsamındadır. Takdir yetkisinin ölçüsü sorudan soruya değişmekle birlikte sınırsız değildir. Takdir yetkisinie dayanılarak yapılan işlemin esas denetimi, Danıştay’ın takdir yetkisinin denetimine ilişkin geliştirdiği ölçütlere göre yapılmalıdır. (Karahanoğulları Danıştay’ın takdir yetkinin denetlenmesinde geliştidiği ilkeleri şöyle özetlemektedir; Takdir yetkisi mutlak serbestlik vermez; sınırsız değildir; kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır; takdir yetkisiyle yapılan işlemlerde de geçerli nedenler bulunmalıdır; gösterilen nedenler sonuç için yeterli olmalıdır; nedenler olayda mevcut olmalıdır; bu işlemler de tüm koşullar yönünden yargı denetimine tabidir.” Karahanoğulları, İdarenin Hukukla Kavranması: Yasallık ve İdari İşlemler, 563.)
- Somut olayda şahsımın katıldığı sözlü sınavda, özellikle komisyon üyelerinin takdir/değerlendirme yetkisine açık puanlama unsurlarında tam puan verilmemesinin, tam puandan uzaklaşılmasının gerekçesi izah edilmemiş; tam puan verilmemesinin hangi objektif kriterleri sağlayamadığımdan kaynaklandığı gerekçeleriyle birlikte ortaya konulmamış; yazılı sınav puanım ile sözlü sınav puanım arasındaki farklılığın gerekçesi izah edilememiş; ne türden bir cevap beklendiği ve bunun gerekçesi izah edilemediği gibi tarafıma sorulan sorulara verdiğim cevapların (neden unsuru), ne ölçüde tam puandan uzaklaşılmasını gerektirecek kadar yetersiz görüldüğü objektif bir ölçüm kriterine bağlanmaksızın gerekçesiz bir şekilde keyfi olarak takdir edilmiştir.
- Sözlü sınavda tam puandan uzaklaşılmasının gerekçelerinin belirtilmemiş olması karşısında; sözlü sınava ilişkin değerlendirme kriterlerden bir kısmı gözlem ve kanaate dayalı olmakla birlikte, söz konusu kriterler çerçevesinde bir bütün olarak yapılan değerlendirme sonucunda şahsımın başarılı ya da başarısız olduğu belirlenerek başarılı sayılmam durumunda dahi verilen puan değerinin atama kontenjanı içinde kalıp kalmamamı belirlediği dikkate alındığında; gözlem ve kanaate dayalı kriterler yönünden şahsımın, atama kontenjanı dışında kalmam sonucunu doğuracak şekilde eksik puanlama değerlendirilmesine etki eden hususların ortaya konulması, somut bilgi ve belgeye dayandırılması mümkün olan değerlendirme kriterleri bakımından ise eksik puanlama değerlendirilmesine etki eden hususların somut bilgi ve belge ile kanıtlanması gerekmektedir.
- Hakkımda sözlü sınav işleminin hukuka uygunluk denetiminin Anayasanın maddesinde ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde belirlenen hukuki sınırlar içinde yapılabilmesi için davalı idarece, soruların yanıtlarına komisyon üyelerince takdir edilen ve yönetmelikte belirlenen başarı düzeyinin altında olan veya tam puandan uzaklaşıldığı durumlarda veirlen puanların gerekçelerinin ortaya konulması gerekmektedir. Hukuken itibar edilebilir herhangi bir sebep ortaya konulmaksızın şahsımın sözlü sınav puanlamasında tam puan değerlerinden uzaklaşılmak suretiyle atama kontenjanı dışında bırakılmam sonucunu doğuran dava konusu idari işlemde, söz konusu sınavın başarı düzeyini oluşturan puanların belirlenmesinde şahsımın bilgi ve yeterliliğinin objektif ve nesnel biçimde değerlendirildiğinden söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, kariyer ve liyakat ilkeleri uyarınca kamu hizmetinin ehil kamu görevlileri eliyleyürütülmesi için yapılan sözlü sınavda, ölçme ve değerlendirme esaslarına uygun ve objektif bir değerlendirme yapılmadığı açık olup dava konusu işlemin iptali gerekir.
- Atama yetkisini kullanırken İdarenin, atamayı düzenleyen mer’i mevzuat hükümleri yanında ilgili mevzuatı kapsamında atama ehliyet ve yeterliliğine sahip olanlar yönünden makul sınırlar içerisinde değişiklik yapması, adalet, hakkaniyet ve nesafet ölçütlerini çiğnememesi gerekir. Aksi halde takdir yetkisi, sınırsız bir güce dönüşür. Somut olayda yazılı sınav puanı itibariyle atama kontenjanı dahilinde bulunan şahsımın, sözlü sınav sonrası atama kontenjanı dışında kalması, yazılı sınav puanı itibariyle kazanılmış ve/veya beklenen haklarımın ihlal edilmesi yanında atama başvurumla beklenen hukuki yararın gerçekleşmesine engel olunması teşkil etmektedir.
- Bir hakkın henüz bütün sonuçları ile kazanılmaması durumunda, ortada bir kazanılmış hak olmasa da “beklenen hak” bulunabileceği belirtilmiştir. Bunun anlamı, ortada bütün sonuçlarıyla kazanılmış olmasa da en azından, elde edilme ihtimali bulunan bir hakkın bulunduğudur. Atama ehliyet ve yeterliliğine sahip olan şahsımın, yazılı sınav puanı itibariyle atanmaya hak kazanmış olmam durumunun, haklı ve meşru bir beklentiye sebep olması doğal ve makûldür. Bu nedenle şahsım yönünden kazanılmış bir haktan söz edilemese dahi en azından bir “beklenen hak” sözkonusudur.
- Beklenen hak konusunda Anayasa Mahkemesinin 7.11.2014 tarih ve E.2014/61, K.2014/166 sayılı kararında “…Bir beklentinin hukuken konuma görebilmesi için meşru (haklı) beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Beklentinin meşru olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçüt ‘hakkaniyet’tir. Hakkaniyet, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup hâkime takdir yetkisi tanınan durumlarda, hâkimin bu takdir yetkisini somut olayın özelliklerine uygun olarak ve adalet ilkelerini gözeterek kullanması anlamına gelmektedir. Hakkaniyet kavramı, hukukun genel bir ilkesi olduğundan, anayasa yargısında da dikkate alınmalıdır. Kanun koyucu da tıpkı mahkemeler gibi takdir yetkisi kullanırken hakkaniyeti gözetmekle yükümlüdür. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir çok kararında hukuk devleti ilkesini tanımlarken ‘hakkaniyet ölçütünün gözetilmesini’ hukuk devletinin unsuru olarak saymaktadır. Bu itibarla dava konusu kuralların, yürürlüğe girdiği tarihte mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin önceki sistemin uygulanacağı yolundaki beklentilerini korumamış olmasının hakkaniyet ölçütüyle bağdaşıp bağdaşmadığının tespiti gerekir… Yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyeleri, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planlamış, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirlemişlerdir. Öğretim üyelerinin var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaat nedeniyle plânladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olması, aksi halde haklarında insan hayatında çok önemli bir hukuki sonuç doğuran istifa etmiş sayılma veya ilişik kesme işlemlerinin uygulanması hakkaniyete aykırıdır. Bu nedenle sözkonusu öğretim üyeleri için yargı kararlarına güvenerek mesai sonrası çalışma ve faaliyette bulunmaları, bu statünün kazanılmış hak olarak değerlendirilmesini olanaklı kılması da bu statülerin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklenti oluşturduğu ve bu beklentinin hukuk güvenliği ilkesi gereğince korunması gerektiğinin kabulü gerekir… Dolayısıyla dava konusu kurallar hukuk devletinin gereği olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırıdır…” görüşüne yer verilmiştir. (RG.19.6.2015, Sayı:29391 s. 103- 105)
- Somut olayda da yazılı sınav puanı itibariyle atama kontenjanı içinde kalmam sonucunda şahsım yönünden atanma hakkı bağlamında meşru bir beklenti oluştuğu şüphesiz olup; bu statümün devam edeceğine dair bu haklı beklentinin, sözlü sınavda gerekçesiz ve somut belge/bulgu yokluğuna rağmen tam puandan uzaklaşılması suretiyle ‘atama kontenjanı dışında bırakılmak’ şeklinde “geçmişe yürürlü” bir biçimde ortadan kaldırılmış olması karşısında, hukuk devletinin gereği olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerinin açıkça ihlâl edildiği görülmektedir.
- Sözlü sınav, denetimi neredeyse imkânsız olan ve uygulamada birçok haksızlığı beraberinde getiren sübjektif bir sınav şeklidir. Yazılı sınav gibi objektif bir değerlendirme üzerine mesleki yeterliliğini kanıtlamış olan kişilerin ayrıca bir de sözlü sınava tabi tutulması ve sadece sözlü sınavın belirleyici olarak dikkate ehliyet ve liyakat kriterlerini yok saymaktadır. Bu durum kişilerin yazılı sınavdan aldıkları puanlarını bertaraf etmekte, tamamen sözlü sınava dayalı bir eleme sistemini ortaya çıkarmaktadır. Yani yazılı sınav sonucu tamamen devre dışı bırakılarak, sözlü sınav komisyonunun takdir ettiği puanlar üzerinden görevlendirmeler yapılacaktır. Tamamen kişiye özel uygulamalara yol açan sözlü sınavların ne denli objektiflikten uzak olduğu, yıllardır sözlü sınavların iptali için açılan bireysel ve genel davalardan ve sonuçlarından anlaşılabilmektedir. Bu bağlamda, idareye tanınan takdir yetkisinin keyfi, mutlak ve sınırsız bir yetki olduğunun kabulü bir hukuk devletinde mümkün değildir. Şüphesiz ki idare, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken kariyer ve liyakat ilkelerini gözetmek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun hareket etmek zorundadır.
- Danıştay 2. Dairesinin 07.07.2020 tarih ve 2019/3383 E., 2020/2103 K. sayılı kararında; “ Uyuşmazlık konusu olayda; davalı idarece, “Sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi” ve “Genel kültürü ve genel yeteneği” hanelerine, davacının alan bilgisi ve genel kültür bilgisini ölçmek amacıyla, kura usulü ile belirlenen iki soruya yukarıda belirtilen şekilde yanıt vermesi nedeniyle ölçme ve değerlendirme kriterlerine uygun olarak yeterli puan verildiği ancak, bu işlemin hukuka uygunluk denetiminin Anayasanın 125. maddesinde ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde belirlenen hukuki sınırlar içinde yapılabilmesi için diğer haneler yönünden soruların yanıtlarına komisyon üyelerince takdir edilen ve yönetmelikte belirlenen başarı düzeyinin altında olan puanların gerekçelerinin ortaya konulmadığı ve başkaca herhangi bir sebep ve gerekçe gösterilmeksizin değerlendirme formunda yer alan diğer hanelerin 0-5 puan aralığında puan takdir edilerek ortalama 67,40 puanla davacının başarısız olarak değerlendirildiği görülmüştür. Yukarıda belirtildiği şekilde, davacının girmiş olduğu sözlü sınavında hukuken itibar edilebilir herhangi bir sebep ortaya konulmaksızın davacının başarısız sayıldığının anlaşılması karşısında, söz konusu sınavın başarı düzeyini oluşturan puanların belirlenmesinde davacının bilgi ve yeterliliğinin objektif ve nesnel biçimde değerlendirildiğinden söz etmeye olanak bulunmamaktadır.” denilerek sözlü sınavda uyulması gereken şekil belirtilmiştir.
- Danıştay 12. Dairesinin Kararında (E:2005/1306, K:2007/3009) “… tamamen komisyonun takdir yetkisine bırakılan ve sübjektif değerlendirmelere açık bir sınav yöntemi olan ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında da hukuka uygun olmadığı belirtilen mülakat yöntemiyle yapılmış olan sözlü sınav sonucunda yazılı sınavı birinci sırada kazanmış olan davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır” denilerek adayın yazılı sınavda yer aldığı sıralama hakkı korunmuştur.
- Danıştay 2. Dairesinin 19.02.2015 tarih ve E.2014/8821, K.2015/1537 sayılı kararında; “Davacının girmiş olduğu görevde yükselme sözlü sınavında hukuken itibar edilebilir herhangi bir sebep ortaya konulmaksızın davacının başarısız sayıldığının anlaşılması karşısında, söz konusu sınavın başarı düzeyini oluşturan puanların belirlenmesinde davacının bilgi ve yeterliliğinin objektif ve nesnel biçimde değerlendirildiğinden söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Bu durumda; kariyer ve liyakat ilkeleri uyarınca kamu hizmetinin ehil kamu görevlileri eliyle yürütülmesi için yapılan sözlü sınavda, ölçme ve değerlendirme esaslarına uygun ve objektif bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının görevde yükselme sözlü sınavında başarısız sayılmasına dair işlemde hukuka uyarlık, davaya konu işlemi iptal eden mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.” gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
- Yine sözlü sınavlar ile ilgili benzer bir konuda Danıştay Dairesinin Esas:2016/7249, 27/03/2017 tarihli yürütmenin durdurulması kararında; “Yukarıda yer alan mevzuat hükmünün incelenmesinden, değerlendirme kriterlerinden bir kısmının somut bilgi ve belgeye dayandırılması zorunluluğu bulunmakta iken, bir kısmının gözlem ve kanaate dayalı olduğu açıktır. Bu düzenlemeye dayalı olarak yapılan ve davacının başarısız sayıldığı sınavda gözlem ve kanaate dayalı kriterler yönünden ilgilinin başarısız olarak değerlendirilmesine etki eden hususların ortaya konulması, somut bilgi ve belgeye dayandırılması mümkün olan haneler bakımından ise başarısız olarak değerlendirilmesine etki eden hususların somut bilgi ve belgeyle kanıtlanması gerekmektedir.” İfadelerine yer vermiştir.
- Nitekim Danıştay Dairesi’nin 02/02/2016 tarih ve E.2015/7610, K:2016/405 sayılı, 23/02/2017 tarih ve E.2016/3670, K.2017/1376 sayılı, 23/02/2017 tarih ve E.2016/8624, K:2017/1370 sayılı kararları ve Danıştay 12. Dairesi’nin 25/05/2021 tarih ve E.2020/5192, K.2021/3064 sayılı, 12/10/2020 tarih ve E.2020/1928, K.2020/3137 sayılı kararları, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi E:2021/875 2022/779 nolu kararı, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesinin Y.D İtiraz No:, No:2016/9 Kararı da bu yöndedir.
Yürütmenin Durdurulması İstemi
- Sayın Mahkemece de bilindiği üzere hem Anayasa’mızın 125/5 maddesine hem de İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27/2 maddesine göre dava konusu bir idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan biri; dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması, diğeri ise söz konusu işlemin uygulanması halinde davacı için telafisi imkânsız veya telafisi güç bir zararın doğması ihtimalinin bulunması şartıdır. Bu davada her iki şartın da mevcut bulunduğu gayet açıktır.
- Zira dava konusu işlem, gerek sözlü sınava ilişkin objektif ve yargısal denetime elverişli değerlendirme ölçütleri gözetilmeksizin takdir yetkisinin keyfi kullanımı suretiyle açıkça hukuka aykırı olması, gerekse yazılı sınav puanı itibariyle branşımda atama kontenjanı içinde kalmak suretiyle oluşan beklenen hakkın ve haklı beklentinin hukuka ve mevzuata aykırı sözlü sınav değerlendirmesi sonucunda ihlal edilmesi suretiyle açıkça hukuka aykırıdır.
- Öte yandan iptal kararı verilinceye kadar maddi hak kayıpları noktasında geçmişe dönük maddi kayıplarının telafisi mümkün ise de şahsımın atama hakkında mahrum edeceği ve bu suretle kamu hizmetine girme hakkımı ortadan kaldıracağı; bunun da zarfında maddi unsurlar bir yana telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet vereceği açıktır.
- Usul hukukunda öngörülen bahse konu iki şartın varlığının şekli anlamda birlikte aranmasının yanında, İ.Y.U.K 27/2 maddesi bağlamında Anayasa Mahkemesinin “hak arama hürriyeti” noktasındaki yorumunun da göz önüne alınması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararında,1idari yargıda yürütmenin durdurulması kararıyla güdülen amacın, kişilerin hak arama özgürlüklerini daha etkili biçimde kullanabilmelerini sağlamak olduğu, hukuka aykırı olan işlemin telafisi güç zararlara yol açması halinde bile yürütmenin durdurulması kararı verilememesinin bu müesseseyi etkisizleştirdiği, bu nedenle hak arama hürriyetini de sınırlandırdığı belirtilmiştir.
- AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13 üncü maddesinde düzenlenen etkili başvuru yolunun var olup olmadığının değerlendirildiği uyuşmazlıklarda, yargısal denetimi yapan Mahkemenin hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişini başvurusu halinde makul sürede ihlali giderebilecek ve ihlalin sonuçlarını tamamen askıya alabilecek bir giderim yolu sağlanmasının zorunluluğuna vurgu yapmaktadır.2 Ayrıca Jabari/Türkiye kararıyla iç hukukta yer alan iki şartın birlikte gerçekleşmesini arayan ve bu şartlar gerçekleşmediği için yürütmenin durdurulması talebini reddeden idare mahkemesi kararı nedeniyle ülkemizin Sözleşmenin 13 üncü maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.3Söz konusu kararda, hukuka aykırı olduğu tespit edilen işlemin sonuçlarının bu tespitin yapıldığı tarihte ve mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde ortadan kaldırılmasının gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Muhammed/Avusturya kararında da idari otorite veya mahkemenin hukuka aykırılık veya hak ihlalini tespit ettiği anda bu ihlali gidermesi gerektiği 4 AİHM’nin kararlarına göre, Sözleşmenin 13 üncü maddesinin öngördüğü başvuru yolunun etkili olabilmesi için, bu yolun hukuken olduğu kadar pratikte de mevcut olması gerekmektedir ve özellikle de, hukuk yolunun uygulanması davalı devlet yetkililerinin eylem ya da ihmalleriyle haksız bir biçimde engellenmemelidir.5 Aynı şekilde hukuk yolunun hızlı olmasına özel bir dikkat gösterilmelidir. Çünkü bir iç hukuk yolunun çok uzun sürmesinin, bu hukuk yolunun yeterliliğini zayıflatabileceği ihtimali gözden uzak tutulmamalıdır.6 Yine Mahkemeye göre yürütmenin durdurulması kararını, zararın mutlaka doğacak olmasına bağlayan bir hukuk sistemi, ihlal edildiği iddia edilen hak konusunda etkili bir giderim yolu sağlayamamakta, bu durum ise 13 üncü maddenin ihlali anlamına gelmektedir.7 Bu yüzden dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasının hukuka uyarlılığın gerçekleşmesine katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.
HUKUKİ SEBEPLER : TC Anayasası, 657 sayılı, DMK, İYUK, sınav sonuç belgeleri, sözlü sınav soruları, cevap anahtarı, komisyon tutanakları (davalı İdareden celbi hususu arz olunur) ve her türlü yasal delail.
NETİCE-İ TALEP :
Yukarıda arz ile izah edilen sebepler ile Sayın Mahkemenizin resen gözeteceği hususlara istinaden;
- Sözlü sınav sonucumun yeniden değerlendirilerek, yeniden değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak sözlü sınav puanına göre belirlenecek başarı puanıma göre sözleşmeli öğretmen pozisyonuna atanma ilişkin yapmış olduğum …/…/2024 tarihli başvurumun reddine dair davalı Milli Eğitim Bakanlığı’nın …/…/2024 gün ve sayılı
işleminin, öncelikle yürütmesinin durdurulması ve akabinde iptaline,
- Muhakeme masrafları ile ileride avukatla temsil edilmem halinde vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.
Davacı
(Ad&Soyad&TCKN&imza)