İşverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri , iş ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve çalışanların hakkının korunması açısından önem arz etmektedir. İşverenin gerçek ya da tüzel kişi olması önem arz etmeksizin işverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri söz konusudur. Öncelikle işçi, İş Kanunu’nun 2. fıkrası uyarınca bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi olarak ifade edilmiştir. İşveren tanımı ise aynı kanun maddesinde işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak izah edilmiştir.
İÇİNDEKİLER
- İŞVERENİN ÇALIŞANLARINA KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?
- İŞ KANUNU’NA GÖRE İŞVERENİN SAĞLAMASI GEREKEN ÇALIŞMA KOŞULLARI
- İŞVERENİN İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
- İŞVERENİN ÜCRET ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE ÜCRET HAKKI
- ÇALIŞANLARIN EŞİT MUAMELE GÖRME HAKKI VE İŞVERENİN SORUMLULUĞU
- İŞVERENİN İŞÇİ EĞİTİMİNE VE GELİŞİMİNE DESTEK OLMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
- İŞVERENİN İZİN VE DİNLENME SÜRELERİNİ SAĞLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
- EMZİRME ODASI VE KREŞ AÇMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
- İŞVERENİN İŞÇİLERE KARŞI MOBBİNG VE TACİZİ ÖNLEME SORUMLULUĞU
- İŞVERENİN ÇALIŞANLARA AİT EŞYALARIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA SORUMLULUĞU
- SIKÇA SORULAN SORULAR
- İşverenin İşçiye Karşı Sorumlulukları Nelerdir?
- İşveren İşçiyi İstediği Yerde Çalıştırabilir mi?
- İşveren İşçiye Nasıl Davranmalıdır?
- İşveren İşçinin Özel Hayatına Karışabilir Mi?
- İŞG Kapsamında İşverenin Yükümlülükleri nelerdir?
- İşveren İşçiyi İstediği Yerde Çalıştırabilir Mi?
- İşveren Çalışanının Telefonuna Bakabilir mi?
İŞVERENİN ÇALIŞANLARINA KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?
İşverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri kapsamında işçiler aslında kanun nezdinde korunmaktadırlar. İşverenin çalışanlarına karşı yükümlülüklerinin temel amacı, çalışanların maddi ve manevi desteklemek, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamak, çalışanların haklarını korumaktır ve aynı zamanda bu yükümlülükler, sağlıklı bir iş ortamı oluşturarak hem çalışanların hem de işverenin çıkarlarını gözetmeyi amaçlar.
Genel olarak işverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri şunlardır:
- Ücret Ödeme Borcu
Ücret ödeme borcu, işçinin iş görme borcunun karşılığı olan ve işverenin iş sözleşmesinden doğan başlıca borcudur. Ücret ödeme borcunun kaynağında temel teşkil eden öge ise iş sözleşmesidir. İş Kanunu m.32 çerçevesinde ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak nitelendilirmiştir. Ücret ödeme yükümlülüğü genel olarak TBK m.401’de düzenlenmiştir. M.401 gereğince işveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücreti ödemekle yükümlüdür.
Eğer sözleşmede herhangi bir hüküm yoksa, işveren asgari ücretten daha düşük olmamak kaydıyla emsal ücreti ödemek zorundadır. Çalışanın ücreti tahsil etmesi yasal bir haktır ve kanunda belirlenen sınırın altına inemez. İşveren, fazla mesai ücreti ile varsa prim ve ikramiye gibi ödemeleri de yapmakla birlikte ücretin zamanında ödenmesiyle de yükümlüdür. Maaş ödemeleri aylık olarak bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmekte olup sözleşmede özel bir düzenleme varsa ödeme haftalık olarak da yapılabilir.
- İşçiyi Gözetme Borcu ve İşçinin Kişiliğinin Korunması
İşverenin işçiyi gözetme borcu, işçinin maddi manevi çıkarlarının korunması ve ona zarar verebilecek davranışlardan kaçınması ifade etmektedir. İşverenin işçiyi gözetme borcunun temeli TMK m.2’de belirtilen dürüstlük kuralı ve TMK m.3’te bulunan iyiniyet kuralına dayanmaktadır. İşverenin gözetme borcu aynı zamanda işçinin korunmasını da elzem hale getirir. İşçinin kişiliğinin korunması, kişilik değerlerine dahil her hakkın korunmasını gerektirmektedir. TBK 417 uyarınca, işveren, iş ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve işçiye saygı göstermekle mükellef olmakla beraber işyerinde dürüstlük ilkesi gereğince bir düzen sağlamakla ve hususen işçilerin psikolojik şiddet ve cinsel tacize uğramamaları veyahut psikolik şiddet, cinsel taciz vb. muamelelere uğrayan kişilerin daha fazla zarar görmemeleri amacıyla gereken önlemi almakla yükümlüdür.
- İş Sağlığı ve Güvenliğinin Sağlanması
İşveren, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almak, araç ve gereçleri eksiksiz bulundurmakla yükümlüdür. Bu kapsamda, mesleki riskleri önlemek, eğitim vermek, organizasyon yapmak, sağlık ve güvenlik tedbirlerini güncel tutmak ve mevcut durumu iyileştirmek için çalışmalar yürütmelidir. Ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, risk değerlendirmesi yapmak, çalışanların işe uygunluğunu göz önünde bulundurmak ve tehlikeli alanlara girişleri sınırlamak gibi sorumlulukları da vardır.
- Eşit Davranma Borcu
Eşit davranma ilkesi ayrıca İş Kanunu m.5’te de düzenlenmiştir.Bu maddeye göre, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi nedenlerle ayrım yapılamaz
- Özlük Dosyası Düzenleme
İş Kanunu m.75 gereğince, işveren; her bir işçi için bir özlük dosyası oluşturmak zorundadır. Bu dosyada, işçinin kimlik bilgileri ile birlikte, ilgili kanunlar gereğince hazırlanması gereken tüm belge ve kayıtları saklamalıdır. Ayrıca, bu belgeleri yetkili memur ve mercilere gerektiğinde sunmakla yükümlüdür.
- İşverenin Diğer Borçları
İşverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri yukarıda saydıklarımızdan başka çalışma belgesi verme borcu (m.28), hafta tatili ( m.46), yıllık ücretli izin(m.53), ara dinlenmesi (m.68) borcunu sayabiliriz. İşçi, İş Kanunu’nundan doğan bu borçları da yerine getirmekle mükelleftir.
İŞ KANUNU’NA GÖRE İŞVERENİN SAĞLAMASI GEREKEN ÇALIŞMA KOŞULLARI
İş Kanunu’na göre işverenin çalışanlarına karşı yükümlükleri, yukarıda belirttiğimiz gibidir. Ve belirttiğimiz işverenin çalışanlarına karşı yükümlülüklerden anlaşılacağı üzere,işverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri ve işverenin sağlaması gereken çalışma koşulları öncelikle eşitliğin merkez kavram alındığı bir çalışma ortamının varlığıdır. İş Kanunu m.5’te iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi nedenlerle ayrım yapılamaz denmiştir. Dolayısıyla eşit kişilerin haklar olarak da eşit olarak görülmesi ve eşit çalışması gerekir. Ayrıca işveren çalışanlarının sağlık ve güvenlikleri hususunda dikkatli olmakla beraber onların güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamalıdır.
İŞVERENİN İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Anayasanın 49. maddesinin ikinci fıkrası, devletin çalışanların yaşam standartlarını artırmak, çalışma hayatını geliştirmek ve işsizliği önlemek amacıyla gerekli önlemleri alma yükümlülüğünü belirtmektedir. Bu düzenleme, çalışanların sağlık ve güvenliğini de kapsayarak çalışma hayatının tüm yönlerini güvence altına alır.
İş Kanunu’nun 73. maddesine göre, her işveren, iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli malzeme ve ekipmanları eksiksiz bulundurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, alınan güvenlik önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemeyi, makinelerin kullanımındaki tehlikeler hakkında işçileri bilgilendirmeyi ve sağlık ile güvenlik önlemlerinin işçilere öğretilmesini de kapsamaktadır. İşveren, işçisini gözetme borcunun yanı sıra, olası iş risklerine karşı işçileri bilgilendirme ve eğitme görevine de sahiptir. Bununla birlikte, işyerinde alınan sağlık ve güvenlik önlemlerine tam olarak uymak, işçilerin temel sorumluluğudur. Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere işverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri işçi sağlığı ve güvenliği konusunda şunlardır:
- Mevzuat hükümlerini uygulama ve iş güvenliği tedbirlerini alma görevi
- İşçileri eğitme görevi
- İşverenin denetim görevi
- İşçileri alınacak güvenlik önlemlerine uymaya zorlama görevi
İŞVERENİN ÜCRET ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE ÜCRET HAKKI
İşçinin iş görme borcunun karşılığında, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ücret ödeme borcu, işverenin en temel yükümlülüğüdür. İş Kanunu m.32 çerçevesinde ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmakta olup ücreti ödendiğine ilişkin ispat yükü işverene aittir. Ücretin miktarı, taraflar arasında serbestçe belirlenebilir, ancak bu miktar devletin ilan ettiği asgari ücretin altında olmamalıdır. Ücret için belirli bir alt sınır olan asgari ücret mevcuttur, ancak üst sınır bulunmamaktadır.
Keza TBK m.401 ışığında işveren işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücreti ödemekle yükümlüdür. Hüküm bulunmayan hallerde ise asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür. İş Kanunu’nun 32. maddesi, ücreti işveren veya üçüncü kişiler tarafından para ile ödenen bir tutar olarak tanımlar. Üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerde, en sık karşılaşılan örnek bahşişlerdir; bu ödemeler, işçinin performansına veya müşterinin ekonomik durumuna göre değişiklik gösterebilir. Bu durum, otel, gazino, plaj gibi yerlerde çalışan garsonlar, sanatçılar ve diğer hizmet sunan kişiler için geçerlidir.
Ancak, toplanan bahşişler yasal asgari ücretin altında olmamalıdır aksi takdirde, işveren aradaki farkı ödemekle yükümlüdür. İş Kanunu’nun 32. maddesine göre, işçinin ücreti, aksi bir sözleşme hükmü bulunmadığı sürece, çalışılan ayın sonunda veya en geç takip eden ayın ilk günü ödenmelidir. Ücretini alamayan işçi ise, İş Kanunu’nun 34. maddesine dayanarak iş akdini sona erdirmeden işini durdurma hakkına sahiptir. Ancak bunun için işverenin mücbir bir sebep olmaksızın ödeme yapmamış olması ve ödeme gününden itibaren en az 20 gün geçmiş olması gerekir.

İŞVERENİN ÇALIŞANLARINA KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLERİ
ÇALIŞANLARIN EŞİT MUAMELE GÖRME HAKKI VE İŞVERENİN SORUMLULUĞU
İşverenin çalışan işçilere eşit davranma ve eşit değerde çalışan işçilere eşit çalışma koşulları sağlama hakkaniyet esasına dayandırılan bir borçtur. Bu borcun dayanağı Anayasa’nın 10. Maddesinde öngörülen eşitlik ilkesidir. Eşit davranma ilkesi ayrıca İş Kanunu m.5’te de düzenlenmiştir. İş Kanunu m.5’e göre, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi nedenlerle ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
Ayrıca işveren, biyolojik veya işin niteliği dışında herhangi bir zorunluluk olmadıkça, bir işçinin iş sözleşmesinin yapılması, şartlarının belirlenmesi, uygulanması ve sona ermesi aşamalarında cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan ya da dolaylı olarak farklı muamele yapamaz. Bununla birlikte, aynı veya eşit değerdeki bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret belirlenemez. İş Kanunu m5/6 uyarınca İş ilişkisinde veya sona ermesinde eşit davranma ilkesine aykırı davranıldığında, işçi 4 aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ve diğer haklarını talep edebilir. Ayrımcılığın ceza yaptırımı ise TCK m.122’de düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep ayrılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin işe alınmasını veya ekonomik faaliyette bulunmasını engelleyen kimseyen bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür.
İŞVERENİN İŞÇİ EĞİTİMİNE VE GELİŞİMİNE DESTEK OLMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 17. Maddesinde çalışanların eğitimi belirtilmiştir. İlgili maddeye göre işveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını temin eder. Bu eğitimler, işe başlamadan önce, iş yeri veya pozisyon değişikliğinde, ekipman değişikliği veya yeni teknoloji kullanımı durumunda verilir. Eğitimler, yeni ortaya çıkan risklere göre güncellenir ve gerektiğinde düzenli aralıklarla tekrarlanır. İşverenin sağladığı eğitimlerin maliyeti çalışanlara yüklenemez. Eğitim süresi, çalışma süresine dâhildir. Eğer eğitim süreleri haftalık çalışma saatlerini aşarsa, bu durum fazla mesai olarak değerlendirilir.
İŞVERENİN İZİN VE DİNLENME SÜRELERİNİ SAĞLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Anayasa’nın 50.maddesinde dinlenme, çalışanın hakkı olarak tanımlanmıştır. İşçilerin sahip olduğu dinlenme hakkı Anayasal olarak koruma altına alınmıştır. İş Kanunu günlük çalışma süresi içerisinde işçiye dinlenmesi ve yemek içmek gibi ihtiyaçlarının giderilmesi için ara dinlenmesi verilmesini öngörmüştür.
Ara dinlenmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenmiştir ve bu maddeye göre süreler günlük çalışma süresine bağlı olarak belirlenir. Buna göre, günlük çalışma süresi:
- 4 saat veya daha kısa olan işlerde 15 dakika,
- 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar (7,5 saat dahil) olan işlerde 30 dakika,
- 7,5 saatten fazla olan işlerde ise en az 1 saat olmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi, ara dinlenmelerle ilgili emredici bir düzenleme sunarak bu sürelerin alt sınırını belirler. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle, bu yasal sınırın altında kalmamak şartıyla, işçilerin lehine ara dinlenme süreleri artırılabilir veya ek dinlenme süreleri verilebilir.
Anayasada dinlenmenin çalışanın hakkı olduğu ifade edilmiş ve bununla ilgili olarak ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık ücretli izin haklarının ve şartlarının kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu konuda İş Kanununda gerekli düzenlemeler yapılarak işçilerin hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı olmaksızın ücretlerini alıp dinlenebilmeleri olanığını sağlamış ve ayrıca yıllık izinlerin ücretli olması ve işçinin bu süreyi mutlaka dinlenerek geçirmesi amaçlanmıştır.
EMZİRME ODASI VE KREŞ AÇMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
İşverenin işyerinde kreş ve emzirme odası açma yükümlülüğü, kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Bu yükümlülük, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 30. maddesi ile 16 Ağustos 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartları ile Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’in 13. maddesine dayanmaktadır. İşverenin bu yükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir. Her işveren kreş ve emzirme odası açma yükümlülüğüne sahip değildir.
Bu yükümlülük, yalnızca kanunda belirtilen koşulları sağlayan işverenler için geçerlidir; koşulları karşılamayan işverenlerin böyle bir zorunluluğu yoktur. İşverenin kreş ve emzirme odası açma yükümlülüğü, kanunda belirlenen koşullara bağlıdır. 100-150 kadın çalışanı olan işverenler emzirme odası kurmak zorundadır. 150’den fazla kadın çalışanı bulunan işverenler ise, 0-6 yaş arasındaki çocukların bakımı ve emzirme için kreş açmakla yükümlüdür. Emzirme odası açmak için işyerinde 100-150 kadın çalışanın bulunması gerekirken, kreş açmak için 150’den fazla kadın çalışanın olması gerekmektedir.
İŞVERENİN İŞÇİLERE KARŞI MOBBİNG VE TACİZİ ÖNLEME SORUMLULUĞU
Mobbing, çalışan bireyi pasifleştirmek ve yıpratmak amacıyla bilerek yapılan huzursuz etme, aşağılama, dışlama ve önemsememe gibi baskıcı yönetim ve psikolojik şiddet biçimidir. TBK 417’ye göre, işveren, işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle yükümlüdür. Ayrıca, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamak ve işçilerin psikolojik ve cinsel tacizden korunmaları için gerekli önlemleri almak zorundadır.
İŞVERENİN ÇALIŞANLARA AİT EŞYALARIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA SORUMLULUĞU
İşveren, çalışanlara ait eşyaların güvenliğini sağlama sorumluluğuna sahiptir. Bu, çalışanların kişisel eşyalarının korunması ve işyeri ortamında güvenli bir şekilde saklanması anlamına gelir. İşveren, gerekli önlemleri alarak eşyaların kaybolmasını, zarar görmesini veya çalınmasını önlemekle yükümlüdür.
SIKÇA SORULAN SORULAR
İşverenin İşçiye Karşı Sorumlulukları Nelerdir?
İşverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri, çalışanlarına ücret ödeme, eşit davranma ve ayrımcılık yapmama, çalışanlarının kişiklerini koruma ve onların haklarını gözetme, işçilerin sağlık ve güvenliklerine dikkat ederek onların güvenli bir ortamda çalışması ve sağlıklarında herhangi bir zararın olmayacağı koşullarda çalıştırılması ve işçilere gerekli konularda eğitim verilmesidir.
İşveren İşçiyi İstediği Yerde Çalıştırabilir mi?
İş Kanunu m. 22’ye göre taraflar, aralarındaki anlaşma ile çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. İşveren, iş sözleşmesi veya ilgili yönetmeliklerle belirlenen çalışma koşullarında esaslı değişiklikleri, işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde ve işçi altı işgünü içinde değişikliği kabul etmezse, değişiklik işçiyi bağlamaz. Dolayısıyla işveren işçiyi isteği yerde çalıştırabilmesi işçinin rızasına ve yazılı bildirim koşuluna bağlanmıştır. İşçinin görevi veya pozisyonu değiştirileceği zaman, işçiden 6 işgünü içinde yazılı onay almak zorunludur. Bu onay alınmadığı takdirde, yapılan değişiklik işçiyi bağlamaz.
İşveren İşçiye Nasıl Davranmalıdır?
İşveren, işçiye karşı sadakatle davranmalı ve çalışanlarının haklarına saygı göstermelidir. İşçinin hak ettiği ücreti zamanında ve eksiksiz alması gerektiği gibi, işveren de işçinin emeğinin karşılığını zamanında ve tam olarak ödemelidir. Ayrıca işverenin çalışanlarına karşı yükümlülükleri göz önünde bulundurulup işveren bu yükümlülüklere tabi hareketlerde bulunmalıdır.
İşveren İşçinin Özel Hayatına Karışabilir Mi?
İşçinin işverene bağımlı çalışması, işverenin emirlerine uymayı gerektirir. Ancak bu durum, işverenin işçinin özel yaşamına müdahale etmesini meşrulaştırmaz. İşveren, yönetim hakkını kullanırken işçinin kişilik haklarına saygı göstermelidir.
İŞG Kapsamında İşverenin Yükümlülükleri nelerdir?
İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini temin etmekle sorumludur. Bu konuda İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 maddesine göre işveren, mesleki risklerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalı, organizasyon yapmalı ve gerekli araçları sağlamalıdır. Ayrıca, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin güncel şartlara uygun olmasını sağlamak ve mevcut durumu iyileştirmek için çalışmalar yürütmelidir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemeli, denetlemeli ve uygunsuzlukları gidermelidir. Risk değerlendirmesi yapmalı veya yaptırmalıdır. Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik açısından uygunluğunu dikkate almalı, yeterli bilgi verilmemiş çalışanların tehlikeli alanlara girmesini engelleyecek önlemleri almalıdır.
İşveren İşçiyi İstediği Yerde Çalıştırabilir Mi?
Taraflar anlaştıkları takdirde, çalışma şartlarını değiştirebilirler; iş yeri değişikliği de buna dahildir. Ancak bu değişiklikler için işçiden yazılı onay alınması gerekmektedir.
İşveren Çalışanının Telefonuna Bakabilir mi?
Anayasa’ya göre herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. İşverenin çalışanının telofanına bakması işçinin kişilik haklarını önemli şekilde ihlal edecek niteliktedir bilhassa özel hayatın gizliliğine aykırı bir davranış sergilenmiş olur. Keza TBK 417 bakımından, işveren, iş ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve işçiye saygı göstermekle yükümlüdür. Bu şekilde de bu yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılır.